Biliyorsunuz…

Hafta sonu olduğunda, günlük çalışma temponuz bittiğinde veya sevdiklerinizle olan hayatınıza döndüğünüzde; Manisa çukurunda yapacak hiçbir şey, hiçbir sosyal aktivite bulamıyorsunuz.

Malum…

Sanayi ve üniversite şehri Manisa…

Her ne kadar ‘Şehzadeler Şehri Manisa’ diye bangır bangır reklamını yapsak ta; hiç kusura bakmasın kimse…

Manisa’da eğlenceli ve dolu dolu vakit geçirilebilecek; sosyal paylaşım alanları, işletmeleri, kısacası eğlenilebilecek bir yer yok.

Parası olan İzmir’e veya ilçelerine gidiyor. Olmayan; şehirde 45 Park AVM veya Magnesia’da bir tur atıyor, iki lokma bir şey yiyip, belki alışveriş yapıp, evine dönüyor.

***

Naapsın vatandaş…

Cebinde hem para yok, olanın da harcayacak yeri yok…

Olsa, dükkan senin…

Bu tür sosyal yaşantısı ‘kıt’ şehirlerde yapılacak beş parmağın beşini geçmeyecek şeyler vardır.

Hava güzelse gider, piknik yaparsınız.

Hava güzelse gider; bir parkta oturur, çocuk oynatır, iki fırt temiz hava alırsınız.

Paranız varsa alış - veriş edersiniz.

Paranız varsa gider; bir yerde iki lokma bir şey yer veya içersiniz.

Ve Varsa o şehirde bir sinema; torun-tombalak, eş-dost, sevgili-arkadaş toplaşır film seyretmeye gidersiniz.

***

Eskiden daha fazlaydı, ancak şimdi Manisa’da sadece iki sinema var. Biri Magnesia AVM’de , diğeri 45 Park AVM içindeki SinErol.

Valla ne yalan söyleyeyim;

bizim gibi sinemasever ve tutkunları için Magnesia AVM’deki sinemanın bilet ve özellikle sinemanın vazgeçilmezi patlamış mısır fiyatları el yakıyor.

İnsanın gidesi gelmiyor. 4 kişilik bir grubun Magnesia’da ki sinemadan çıkması en az 70 liranın kapısı…

Dolayısı ile insan soğuyor bu tür işletmelerden…

Ne diyorsunuz kendi kendinize bu tür durumlarda; “tek sosyal faaliyetim olan film seyretmeye gidip, o kadar para harcayacağıma, bir haftalık pazarlığımı yaparım’ daha iyi.

Yalanm mı?

Geçim sıkıntısı çeken her ailenin veya kişinin söylemi, dertlenmesi değil midir bu?

Epey zaman bir yaşam kültürü haline getirdiğim; ‘Filmi sinemada izleyeceksin’ savunmasını askıya almıştım.

Zira her filme gittiğimizde 70 liraya yakın bir paranın harcanması, aile bütçesine ağır geliyordu.

Ama…

Şimdi işler değişti.

Zira 45 Park AVM içindeki SinErol 45’i keşfettim.

Manisa’daki diğer sinema salonundan daha uygun fiyata, bilet satışı yapıyor Sinerol. Herkes film izleyebilsin diye; öğrencilere 12, yetişkinlere 14 TL’den satılıyor biletler. Yani bilet fiyatları her bütçeye uygun. Seanslar; sabah 10’da başlıyor, filmin uzunluğuna göre gece 23.00’e kadar sürüyor.

Vizyondaki filmler aynı, salonlar son teknoloji… Diğerinden azı yok, fazlası var.

Eee daha ne olsun…

***

Geçen yıl Eylül ayında 45 Park AVM’de açıldı SinErol. Sinerol 45’te vizyona çıkan filmleri; en son teknoloji ile donatılmış 6 ayrı salonda, mükemmel ses - görüntü sistemi ve konforlu koltuklarda izleyebiliyorsunuz.

Sinemaseverler izledikleri filmin atmosferini yaşasınlar diye; 3-10 yaş Grubu çocuk sinema salonu, korku filmi salonu, macera filmi salonu, komedi filmi salonu ve romantik film salonu ayrı ayrı yapıldı Sinerol’da. Salonlar da, koltuklarda çok konforlu.

Tabi her bireyin beklentisi farklı. Bazıları sinema salonları konforsuz ve teknolojiden uzakta olsa; kapalı , tıkış tıkış, havasız salonlarda film izlemek ister. Bazıları da sinema salonundan çıktığı anda SinErol’da olduğu gibi; temiz hava ile buluşup, oksijen almak ister.

Ben tıpkı SinErol’da olduğu gibi ikincisini tercih ve tavsiye ederim. 1,5 veya 2 saatlik bir film izliyorsunuz… Filmin tam ortasında tam 10 dakika bir nefes veya ihtiyaç molası veriliyor.

Magnesia AVM’de ki sinemada 10 dakikalık arada nefes alabilmek için dışarıya çıkıp, tekrar içeri girmeniz zaten 5 dakika sürüyor. Geri kalan 5 dakikada ne kadar oksijen alabilir, bir bardak çayınızı içebilirsiniz?

Giriş-çıkış sırasında gereksiz zaman kaybına neden olan kontrol noktaları var.

Birde tuvalete gitmeye niyetlendiniz…

Siz daha tuvaletten çıkamadan, filmin ikinci yarısı başlamış oluyor… Sonra filmin ikinci yarısının ortasına kadar; yerlerine oturmaya çalışan insanların perdede kafalarını seyrediyorsunuz, koltuk bulmaya çalışan izleyicilerin cep telefonlarının fenerlerinin kapanmasını, uğultuların dinmesini bekliyorsunuz.

Sinir bozucu…

Çünkü tüm bunların olup bitmesi en iyi ihtimalle, filmin ikinci yarısının başlamasından sonraki 10 dakikaya kadar sürüyor.

Hal böyle olunca; zaten filmin en can alıcı noktalarını kaçırmış oluyorsunuz…

Senaryonun gelişme bölümünü ve bir çok sahneyi de kaçırıyorsunuz… Zira siz o anlarda salondaki kafaları ve cep telefonlarının fenerlerini izliyordunuz…

Sebep;

Sinema salonları ile, Magnesia AVM’nin balkonu arasındaki mesafe…

Zaman yetmiyor, zaman…

Hem paranızı vereceksiniz, hem de koştur koştur, eziyetli mi eziyetli film izleyeceksiniz.

Hani derler ya; ‘paramla rezil oldum.’

O misal…

***

Oysa 45 Park AVM SinErol’da durum tamamen ters. 45 Park’ın mimari yapısı tamamen, insan sağlığına zarar vermeyecek bir projeyle hazırlandı. AVM’lerdeki yoğun elektriği nötürlemek maksadıyla; AVM’nin Grand Medical’a yönüne bakan kısmı tamamen açık balkonlardan oluşturuldu. Bu durum en çokta SinErol Sineması’na yaradı.

Film izlemeye gelen sinema severler teknolojisi çok yüksek sinema salonlarına girmeden önce, film aralarında ve sonlarında; balkonlarda çaylarını, kahvelerini, içeceklerini, hatta sigaralarını içebiliyor. Mis gibi temiz havayı ciğerlerine çekebiliyor…

Filmin başlamasına 1 dakika kala bile kalarak salona girilse, herkes kimseyi rahatsız etmeden koltuğuna oturabiliyor. Zira balkonlarla, sinema salonları arası sadece 20 adım.

Yani…

Kapalı sinema salonları ve yoğun elektrik yüklenmesinden 20 adımda kurtulabiliyor, oksijen ve temiz havayla hızlıca buluşabiliyorsunuz.

***

Sinema severlere ve film tutkunlarına SinErol 45’i tavsiye ediyorum.

Neden?

Hem bilet alacağım diye bütçenizi zorlamıyorsunuz, hem de sağlıklı bir ortamda, yüksek teknoloji ile donatılmış salonlarda filminizi keyfini çıkara çıkara izleyebiliyorsunuz…

***

Geçen gün Sinerol’da Şampiyon’u izledim…

‘Beni hiç bir film ağlatamaz’ diyenlere tavsiyemdir, sakın bu beylik lafları etmeyin.

Çünkü; ‘ağlıyorsunuz.’

Ama öyle diğer Türk filmlerinde olduğu gibi; “o karakter sevgilisinden ayrılmış, öteki karakter kanserden ölmüş …” senaryosuna ağlamıyorsunuz Şampiyon’da.

Bir atın nasıl bir insan gibi düşünüp, nasıl bir insan gibi hissettiğine’ ağlıyorsunuz Şampiyon’da…

Bir atın sahibi ve jokeyi ile kurduğu destansı anlatıma ağlıyorsunuz Şampiyon’da.

Bir atın koca bir stadyum dolu seyirciyi kendisine duyulan sevgiyle; nasıl susturduğuna hem ağlıyorsunuz, hem de hayran kalıyorsunuz şampiyon’da…

Bir atın bir insan gibi; nasıl inatlaştığına, nasıl hırslandığına ve jokeyine nasıl kök söktürdüğüne ise çok gülüyorsunuz Şampiyon’da…

***

Ay Yapım ve Med Yapım imzalı ‘Şampiyon’sizi bilindik Türk filmlerinin dışında, dev bir production ile buluşturuyor. Gerek görüntü ve ses efektleri, gerek senaryo, gerek çekim teknikleri, gerekse yaşanmış gerçek hikayesi ile Şampiyon filmi; efsane yarış atı Bold Pilot ve onun bir araya getirdiği ünlü jokey Halis Karataş ile Begüm Atman arasındaki, ölümsüz aşkın gerçek hikayesini anlatıyor.

Filmde efsane jokey Halis Karataş’ı Ekin Koç, Begüm Atman’ı Farah Zeynep Abdullah beyaz perdeye taşırken, Türkiye Jokey Kulübü eski başkanlarından Özdemir Atman’ı ise usta oyuncu Fikret Kuşkan canlandırıyor.

***

Filmin tamamının spoilerini vermek istemem. Ancak merak etmenizi ve mutlaka izlemenizi isterim. Zira Şampiyon filminin at karakteri Bold Pilot’u (Boldi’yi) filmden daha çok seveceksiniz. Boldi’nin sevgisi beyaz perdeden geçip, kalbinize işleyecek.

Çünkü Filmde başroldeki asıl kahraman Bold Pilot’u (Boldi’yi) canlandıran o zeytin karası at, Bold Pilot’un oğlu Ganesh. Yani filmde izlediğiniz o sevimli, inatçı, dik kafalı hırslı, insan gibi düşünen at, Bold Pilot’ın gerçek yavrusu, oğlu. 2.26.22’lik rekor dereceyi öldükten sonra bile hala elinde tutan Bold Pilot’ı, kendi saf kanı oynuyor. Yani babasının hayatını ekranda oynayan bir evlat, bir at var karşımızda, Ganesh.

***

Ünlü jokey Halis Karataş’ı canlandıran Ekin Koç, 3 ay boyunca jokey eğitimi aldı. Önce 10 kilo verdi. Halis Karataş ile bol bol vakit geçirdi, sohbet etti. At yarışlarının olduğu sahneler için 20 kişilik özel bir ekip kurularak, çalışıldı. Şampiyon filmi 50 günde, dört farklı şehirde çekildi. Çekimler İstanbul, Sakarya, Bursa ve Konya’da yapıldı. Ünlü jokey ve Begüm Atman arasındaki destansı aşkın konu edildiği filmin yönetmen koltuğunda, Ahmet Katıksız oturuyor.

***

Senaryosunu Ahmet Katıksız ile Serkan Yörük’ün kaleme aldığı filmle ilgili sadece iki spoiler vermek istiyorum.

Bir; Halis Karataş ile Bold Pilot arasındaki iletişimin başladığı ilk sahne… Ünlü Jokey Halis Karataş’ın arabasıyla, Özdemir Atman’ın at çiftliğine geliş ve gidiş yolunda; Bold Pilot’ın (Boldi’nin) jokeyi ile 80 kilometrede yaptığı hız yarışı…

İki; yarışa başlamak için atların girmesi gereken ‘starting box'a girmek istemeyen, ürken ve inatlaşan Bold Pilot’ın; klostrofobikini hisseden koca bir stadyum dolu insan ve sonrasında yaşananlar…

Boldi ‘starting box'tan ürküyor, inatlaşıyor, geri geri çekiliyor. Seyisler, Halis Karataş, görevliler uğraşıyor, ama Boldi ‘starting box'a girmiyor. Ancak yarışta başlatılmak zorunda.

İşte o muhteşem sahne geliyor…

Bir stadyum dolu seyircilerin arasından, biri çıkıyor ve…

Dudaklarının üzerine işaret parmağını koyup sadece; ‘şişşşştt’ diye sesleniyor.

O seyircinin ‘şişşşt’i, bir domino etkisi ile tüm stadyuma yayılıyor. Saniyeler içinde tüm stadyum ölüm sessizliğine bürünüyor.

Stadyum susuyor,

Boldi sakinleşiyor, inadından vazgeçiyor ve ‘starting box'a girip, koşuyor, koşuyor…

Ve o efsane şampiyonluklarını kazanıyor…

“Eeee bazen bir atın koşması için, susmak lazım!”

Repliğimiz bu…

***

At yarışına ilgisi olanların daha fazla sevip sahipleneceği film, at yarışı meraklısı olmayanlar içinde, bir hayli iddialı ve duygusal sahnelerle çekildi.

Senaryo; seyircinin beklentisi hesaplanarak yazılmış, belli… Senaryoda sürekli heyecan, umut, sevgi canlı tutulmuş. Filmde; toplumsal olarak umut etmenin, birlikte hareket etmenin, zorlukları aşmada ne kadar önemli olduğu hatırlatılıyor. Şampiyon’u izlerken filmin; kişisel bir gayretle, ama toplumsal bir heyecanı sırtlanmak üzere yola çıktığını hissediyoruz. Filmin Karamanı Bold Pilot, jokeyi Halis Karataş ve sahibesi Begüm Atman arasında gelişen aşk ve dostluk hikayesinin; birçok insana iyi geleceğini düşünüyorum.

Zira filmin duygusal ve toplumsal mesajları, gerçekten iyi kotarılmış.

***
Filmi izlerken iki şey daha beni hayrete düşürdü. Filmin insan karakterler yerine, ana kahraman olan hayvan karakter Bold Pilot (Boldi) üzerinden yürümesi… Filmde Boldi’ye verilen değere hayran kaldım. Boldi’nin filmde ana karakter olarak sunulması, filmin daha başından gişe rekorları kırmasını sağlayan en önemli etken oldu.

Film; çatışmadan uzak, bir sevgi ve azim hikayesi.

Ganesh filmde, şampiyon babası Bold Pilot’ı tam anlamıyla temsil etmesiyle göz dolduruyor. Babası gibi koşuyor, babası gibi bir şampiyon atın asilliğini taşıyor.

***

Böyle; heyecan, toplumsal mesajlar, aşk ve sevgi dolu bir filmi ısrarla 45 Park Sinerol’da izleminizi tavsiye ediyorum. Zira SinErol’un salonlarındaki son teknoloji ile ses-görüntü efektlerini; yapımdaki ile aynı, birebir bir duyabiliyorsunuz.

İzlediğim filmleri, arasıra siz sinemseverlere böyle  yorumlamaya çalışacağım... 

İyi seyirler…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.