CHP'li Tur Yıldız Biçer ‘Tweet’le tahrik’ davasında beraat etti

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Ankara Çubuk'ta katıldığı asker cenazesinde linç girişimine uğramasına ilişkin tepkisini , Twitter hesabından gösteren eski CHP Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer, 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik' suçlamasıyla yargılandığı davadan, beraat etti.

CHP'li Tur Yıldız Biçer ‘Tweet’le tahrik’ davasında beraat etti

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Ankara Çubuk'ta katıldığı asker cenazesinde linç girişimine uğramasına ilişkin tepkisini , Twitter hesabından gösteren eski CHP Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer, 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik' suçlamasıyla yargılandığı davadan, beraat etti.

Nurgül Yılmaz
Nurgül Yılmaz
12 Aralık 2019 Perşembe 12:09
CHP'li Tur Yıldız Biçer ‘Tweet’le tahrik’ davasında beraat etti
banner84

21.04.2019 günü Ankara İli Çubuk İlçesinde, şehit cenazesine katılan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun yumruklu saldırıya uğramasına ve milletvekili arkadaşları ile korumaların sığındıkları evde yakılmak istenmesine twitter hesabından tepki gösteren eski CHP Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer, sosyal medya hesabından; “Sivas’ta otel önünde bekleyenlerle, Çubukta ev önünde bekleyenler aynı kandan. Kemal Kılıçdaroğlu Yalnız Değildir” sözleriyle siyasi bir paylaşımda bulundu. Söz konusu paylaşım nedeniyle Biçer hakkında; halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek iddiasıyla soruşturma açıldı.

Dün hakim karşısına çıkmadan önce Manisa Adliyesi önünde toplanan kalabalık bir grupla açıklama yapan 26 ve 26. Dönem Manisa Milletvekili Dr. Tur yıldız Biçer, "Bilirim ki susmak, benzeri katliamlardan sorumlu olmaktır. Atmış olduğum tweet, bu sorumluluğun ve insani tepkimin ürünüdür" dedi. CHP Manisa İl Başkanı Semih Balaban, İlçe Başkanları, Meclis Üyeleri CHP Parti Meclisi (PM) Üyesi Gaye Usluer, eski CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, CHP Parti Meclisi (PM) Üyesi Eren Erdem, eski CHP Ankara Milletvekili Avukat Şenal Sarıhan, CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel ve çok sayıda CHP’li Tur Yıldız Biçer’i basın açıklamasında yalnız bırakmadı.

Adliye önünde yapılan basın açıklamasından sonra Manisa 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkan Tur Yıldız Biçer; 6 sayfadan oluşan ve kendi yazdığı savunmasını, kayıtlara geçmek şartı ile bizzat hakim karşısında kendisi okudu. Biçer, Manisa Adliyesi’nde görülen duruşmada özetle; "Sivas Katliamı’nı yapanlar ile Çubuk’taki saldırganlar aynı anlayıştadır. Her iki olayın failleri de ülkenin birliğine, iç huzuruna, kamu barışına saldırmıştır” ifadelerini kullandı. "Bilirim ki susmak, benzeri katliamlardan sorumlu olmaktır. Atmış olduğum tweet, bu sorumluluğun ve insani tepkimin ürünüdür" diyen Biçer hakkında mahkeme, beraat kararı verdi.

Tur Yıldız Biçer’i mahkemede avukatlar; Seçil Ege, Yalçın Arcak, Özden Öz Arcak, Şenal Sarıhan, Ayşıl Kiremitçi ve Şehrazat Mercan savundu.

Kendisi gibi hekim olan; Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. İlker Biçer ise, eşini her mücadlesinde destekleyerek, yanlız bırakmadı. 

Tur Yıldız Biçer’in 6 sayfadan oluşan kendi savunması şöyle;

Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen iddianamede; 21.04.2019 günü Ankara İli Çubuk İlçesinde, şehit cenazesine katılan CHP Genel Başkanı ve yanında bulunan milletvekili ve korumalarına yönelik linç girişimine tepkimi içeren ve Twitterda paylaştığım Sivasta otel önünde bekleyenlerle, Çubukta ev önünde bekleyenler aynı kandan. Kemal Kılıçdaroğlu Yalnız Değildir” sözü nedeniyle, halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiğim iddiasıyla cezalandırılmam istenmektedir.

Öncelikle; Sayın Savcı’nın Saldırı” olarak nitelediği bu olayın, tüm aşamaları ile bir linç girişimi olduğunun altını çizmek isterim. O günün televizyon programlarında yer alan görüntüler, ulusal basın ve sosyal medya paylaşımları ve CHP tarafından hazırlanmış olan belgesel incelendiğinde; bu olayı basit bir saldırı olarak nitelemenin olanaksız olduğu açıkça görülecektir.

Ben CHP üyesi, 25. ve 26. dönemlerde Manisa milletvekilliği yapmış birisiyim. Bu sıfatları taşımış olmasam dahi bir yurttaş olarak, bir siyasi parti başkanı ya da herhangi bir birey ya da insan topluluğunun linç edilmesi karşısında susamam. Bilirim ki susmak, benzeri katliamlardan sorumlu olmaktır. Atmış olduğum twitt, bu sorumluluğun ve insani tepkimin ürünüdür.

Sizin de bileceğiniz gibi; Ülkemiz bahtsız bir biçimde sayısız toplu katliama sahne olmuştur. İnançları ya da siyasi görüşleri nedeniyle; yüzlerce insanımız terör eylemlerinin hedefi olmuş, kimisi yakılarak, kimisi bombaların ya da kurşunların hedefi olarak yaşamlarını yitirmiştir. Sivas Katliamı da bu olaylardan biridir.

2 Temmuz 1993te Pir Sultan Abdal Derneğinin düzenlediği anma etkinliği, konukların kaldığı Madımak Otelinin yakılması ve 33’ü konuk, 2si otel görevlisi olmak üzere toplam 35 kişinin yaşamını yitirmesi ile sonlanmıştır.

Sivas katliamı toplumsal hafızada yer etmiş bir olaydır. Otel önünde toplanan kişilerin yakın” bağırışları arasında otel ateşe verilmiş ve bir katliam yaşanmıştır. Sivas Katliamı davası 26 yıldır devam etmektedir. Hep gündemde ve belleğimizdedir.

CHP Genel Başkanı ve maiyetine yönelik saldırı da benzer bir olaydır. Olayın girişim” düzeyinde kalması, saldırganların gönüllü vazgeçmesi ile değil, geç de olsa güvenliğin sağlanması ile olmuştur.

Çubukta meydana gelen linç girişimini televizyondan öğrenen pek çok insan yeni bir Sivas Katliamı yaşandığı kaygısına kapılmıştır. Özellikle sığınılan eve yönelik saldırı ve evin önünde toplanan kişilerin Yakalım” bağırışları insanlığa karşı bir eylem, bir katliam olan Sivas Katliamının anımsanmasına yol açmıştır.

Evet, Sivas katliamını yapanlar ile Çubuktaki saldırganlar aynı anlayıştadır. Her iki olayın failleri de; ülkenin birliğine, iç huzuruna, kamu barışına saldırıda bulunmuştur. Eylemleri ile ülkede iç kargaşa çıkarmaya, toplumda var olan farklılıklar üzerinden toplumu ayrıştırmaya ve kutuplaştırmaya çalışmıştır. Twittimde yer alan aynı kandandır” sözü aynı anlayışta olmalarına, aynı amacı güttüklerine yöneliktir. Söylemim herhangi bir ırk ayırımını değil, anlayış benzerliğini işaret etmektedir.

Savcılık Makamı, iddianamede, Türk Ceza Kanununun 216. Maddesi gereğince cezalandırılmamı istemektedir. Ben hukukçu değilim. Ama bu maddeyi okuduğumda şöyle yazdığını gördüm:

Halkı sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip kesimini diğer bir kesim aleyhine tahrik eden kimse”

Şimdi soruyorum:

Aynı kandan, yani aynı anlayıştan olduğunu söylediğim bu saldırganlar toplumun hangi kesimini oluşturuyor ki ben toplumun diğer kesimlerini onlara karşı kışkırtmış olayım.

Saldırganlarla, mağdurlar, ayrı sosyal sınıftan, ayrı ırktan, ayrı mezhepten ve ayrı bölgelerden midir? Bunu kim iddia edebilir? Sivasta yakılanların, Ankara Gar katliamında parçalananların tümü farklı ırktan, mezhepten, dinden, sosyal sınıftan mıdır? Genel Başkanıma saldıran grupla saldırıya uğrayanlar yönünden bu ayırımları kim iddia edebilir?

Gerek Sivasta gerekse Çubukta yaşanan olayların faillerinin ortak özelliği güttükleri amaç ve yöntemlerdir.

Şiddeti seçenler, insanların sadece insan olmalarından doğan hakları olduğunu kabul etmezler. Onlar, insanlığın ya da Ülkenin mutluluğunun değil, kendi dar amaçlarının peşindedirler. Bu gerçeğe rağmen, Çubukta yaşanan linç girişiminin failleri hakkında hala iddianame düzenlenememişken, benim salt açıkladığım bir cümle nedeni ile burada yargılanmam, Anayasada ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinden yer alan ifade özgürlüğünü açıkça aykırıdır. Bu iddianame ile Savcılık, demokratik kanalları işletmek amacında olmadığını göstermektedir.

Sayın Hakim;

Bugün 10 Aralık İnsan Hakları Günü. Bir siyasetçi, bir yurttaş olarak, açıkladığım görüşlerim nedeniyle böyle bir günde böyle bir savunmayı yapıyor olmam bile; Ülkemiz ve hukuk sistemimiz açısından üzüntü verici bir durumdur.

Şimdi tekrar sormak istiyorum:

Önce insan sonra da bir siyasi parti üyesi olarak; üyesi olduğum partinin Genel Başkanı’na yönelik saldırı karşısında susmam mı beklenirdi? Ortada işlenmiş bir suç vardır ve söz konusu olan sıradan bir olay da değildir. Ayrıca birbirine benzettiğim ve aynı zihniyetin ürünü olduğunu ifade ettiğim bu kişiler suçlu”durlar. Suçlarını aleni olarak, herkesin göz önde işlemişlerdir.

Ben bu ülkede yaşayan bir aydın ve siyasetçi olarak; iki olay arasındaki benzerliği, amaç ve yöntem birliğini görmüş birisi olarak, bu hususa vurgu yaptım. Üstelik olayın yaşandığı gün her iki olay arasındaki benzerliği dile getiren yalnız ben de değilim. Olay günü sosyal medyada, yazılı ve görsel medyada iki olay arasında amaç ve yöntem olarak aynılık olduğunu söyleyen binlerce paylaşım ve haber yazıldı.

Ülkemde yaşanan bu katliam ve linç girişimine karşı tepkimi hangi cümlelerle vermeliydim? Ülkenin iç barışına ve huzuruna açıkça saldırı yapan bu saldırganlar nasıl nitelenebilir? Attığım Twit, bir durum tespitidir. Sözlerimi herkesin anlayabileceği açıklık ve basitlikte dile getirdim.

Yine TCKnın 216. Maddesini okuduğumda şu cümle ile karşılaştım:

“…bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde..”

Benim düşüncelerimi açıkladığım bu Twit nedeniyle kamu güvenliği açısından ne gibi bir tehlike meydana gelmiştir?

Benim sözlerim nedeniyle toplumun hangi kesimi hangi kesimine karşı tahrik olmuş ve kamu güvenliğini açık ve yakın bir tehlikeye düşürmüştür?

Bu sözlerim nedeniyle toplumda nasıl bir kargaşa meydana gelmiştir?

Sözlerim toplumu tahrik edici olmak bir yana, toplumun vicdanını dile getiren niteliktedir. O yüzdendir ki sadece ben değil binlerce kişi benzer yorum ve paylaşımlarda bulunmuş, haberler yapmıştır.

Ben bu twiti attım diye ne kıyamet kopmuş ne de kamu güvenliğinde bir bozulma, bu yönde açık ve yakın bir tehlike meydana gelmiştir. Hakkımda iddianame düzenleyen savcılık makamı, iddianamesinde kamu güvenliğini açık ve yakın tehlikeye sokan durumun ne olduğuna dair en küçük bir açıklama yapmamıştır. Anlaşıldığı kadarıyla sözlerimden rahatsız olan tek kişi, iddia makamıdır.

Burada bir hususa daha vurgu yapmak isterim.

Ülkemizde son dönemde düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik davalar arttı. Bu davaların büyük bir çoğunluğunun sonucunda beraat kararı verilmektedir. Eminim ki bu yargılama sonucunda sayın mahkeme de hukuku, adaleti ve kanunlarda açıkça yer alan hükümleri dikkate alarak hakkımda beraat kararı verecektir.

O halde bu davalar niçin açılıyor?

Kanımca bu davalar iki amaçla açılıyor. Bunlardan ilki; davaya muhatap olan kişileri yani beni, yargılama süreci ile yıldırmak, sürecin kendisini cezalandırma aracı olarak kullanmak üzere açılıyor. İkinci olarak, topluma; susması, konuşmaması, düşüncelerini ifade etmemesi için gözdağı vermek üzere açılıyor.

Daha özgür ve demokratik bir Ülkede yaşamak isteyen birisi olarak her iki amacı da reddediyorum.

Ülkenin demokrasi ve hukuk bilinci üzerinde önemli yaralar açan bu davalar amacına ulaşamayacak, toplum kendisine dayatılan baskıcı anlayışı reddedecektir.

Sonuç olarak söylemek isterim ki;

Hakkımda yapılan suçlamayı kabul etmiyorum.

Var olan yasal düzenlemelere dahi aykırı olan bu tür davaların, Anayasa ile güvence altına alınmış olan düşünce özgürlüğüne ve toplumsal barışa hizmet etmeyeceği inancındayım. Aksine, bu davalarla katliamcılar karşısında suskun bırakılmak istenen bir toplumda, yeni katliamlara yol açılacağından endişeliyim.

Her şeye rağmen, adaletin tesis edileceğine, Sayın Mahkemenin; adil ve evrensel hukuk kurallarına uygun bir karar vereceğine olan inancımla beraatime karar verilmesini saygıyla diliyorum. 10.12.2019”

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.