Bazen düşünüyorum.

Diyorum ki kendi kendime; “Bu yazdıklarının, söylediklerinin sana bir karı, yararı yok. Kimseden tek kuruş para-pul almıyorsun. Cesaretli olduğun için, kimse seni mükafatlandırmıyor. Aksine kelle koltukta geziyorsun. Kapa çeneni, sus, konuşma.”

Ama sonra tekrar düşünüyorum ve vazgeçiyorum susmaktan. Zira toplumun yüzde 90’ı zaten susuyor… Konuşan, anlatan, haykıran birkaç kişiyiz. Bizde susarsak; bu canım ülkem, Türkiye’m para baronlarının, vatan hainlerinin elinde kalacak.

O nedenle susmayan, yüzde 10’luk dilimin içindeki bir gazeteci olarak konuşmaya, yazmaya devam.

***

Biliyorsunuz dün açıklanan kararla İstanbul seçimleri 23 Mayıs 2019 Pazar günü yeniden yapılacak. Sandıkla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan ‘seçilmiş aday’ Ekrem İmamoğlu’nun mazbatası elinden alınacak.

Şimdi… Sayın Cumhurbaşkanının ve YSK’nın gerekçelerine baktığınız zaman bu durumda bir hukuksuzluk yok. Gerekçeler gereği, seçimin yenilenmesi son derece adil.

Yani işin görünen yüzünde bir hukuksuzluk, adaletsizlik ve demokrasi katliamı yok.

Amaaa… Ya görünmeyen, bilinmeyen, tespit edilemeyen, kamuoyundan saklanan yüzü….

Hatta aşağıdaki okuyacağınız ve kan donduran iddialar, bilgiler dışındakiler…

***

Sadece Türkiye’nin değil, dünyanın sayılı büyükşehirlerinden olan ve ismi duyulduğunda herkesin hayranlık duyduğunu ifade ettiği İstanbul; Ak Parti, Sayın Cumhurbaşkanı ve bir kısım Ak Partililer için neden bu kadar önemli?

Bir kere; yerli ve yabancı turistin akın ettiği, coğrafi, ekonomik, tarihi, siyasi ve toplumsal açıdan Türkiye’nin en gözde, bilinir ve ‘en kıymetli şehri.’

İki…

Türkiye siyasetinde İstanbul, her siyasi parti için önemli olmakla birlikte Sayın Cumhurbaşkanı ve AK Parti belediyeciliği açısından çok daha derin anlamlar taşıyor. Sayın Cumhurbaşkanı ‘Erdoğan siyaseti diyebileceğimiz kendi siyaset temeline’ İstanbul’da atılmıştır. AK Parti bugün, bu gücünü ve siyasi otoritesini Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Belediye Başkanlığı dönemindeki proje ve hizmet belediyeciliğine borçludur. Ve Ak Parti belediyecilikte ki siyaset ilkelerini, siyasal söylemlerinin en önemli ayaklarını Recep Tayyip Erdoğan’ın belediye başkanlığı dönemindeki proje ve hizmet belediyeciliğine dayandırmıştır. Erdoğan siyasetinin farkı ve vizyonu, İstanbul Belediyesi üzerinden gerçekleştirilen projelerin başarılı karnesi, genel siyasete taşınma vaadi sırasında AK Parti’ye ve adaylarına yol açmıştır. Bu yolda; daha yeni kurulan bir partiye toplumun oy vermesini sağlamıştır.

Sadece Sayın Cumhurbaşkanı’nın siyasi yaşamı için değil, Binali Yıldırım başta olmak üzere; AK Parti’de uzun dönem yöneticilik ve bakanlık yapan birçok kişinin de siyasal deneyimi İstanbul’da başlamıştır. Dolayısıyla dünyanın en kıymetli, büyük ve tarihi tüm Dünya ülkeleri açısından da önemli olan İstanbul’da; yöneticilik, belediye başkanlığı testine tabi tutulmak, çok önemli bir mihenk taşıdır.

Türkiye'nin en kalabalık ve en kıymetli ili İstanbul.

İstanbul 15 milyon 67 bin 724 kişiye ulaşan nüfusuyla, 131 ülkeyi geride bıraktı. 2018'de 82 milyon 3 bin 882 kişiye ulaşan Türkiye nüfusunun yüzde 18,4'ünü, İstanbul'un nüfusu oluşturuyor. Yani Türkiye seçmeninin yüzde onundan fazlası İstanbul’da yaşıyor.

İstanbul sadece nüfus bakımından değil; sanayi, ticaret, finans ve kültür bakımından da Türkiye’nin en büyük ve kıymetli merkezi. En büyük göçü alması, buna bağlı olarak bünyesinde sosyo-politik çeşitliliğe sahip yoğun bir nüfus barındırması, İstanbul’un başka kıymetlerinden biri.

Satır aralarında İstanbul için sürekli ‘en kıymetli şehir’ ifadesi kullanıyorum. Bile, isteye İstanbul için; ‘en kıymetli şehir’ diyorum.

Zira İstanbul; 15 milyon 67 bin 724 nüfusu, 10 milyon 560 bin 963 seçmeni ile

‘Türkiye’ demek,

Türkiye’nin Özeti demek,

Türkiye’nin jeneriği demek…

***

Bu nedenledir ki İstanbul’da seçimin kaybedilmesinin; Türkiye genelinde iktidarın kaybedilmesinin başlangıcı olacağı korkusu ve endişesidir bu telaş.

Zira İstanbul; Ak Parti’nin girdiği her seçimi kazanmasında, taşıyıcı kolan işlevi görüyor.

Binanın kolonu çökerse ne olur ? Bina çöker değil mi?

Dolayısı ile İstanbul verilemez. İstanbul başkasına yar olamaz. İstanbul Partili Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve partisinin; bakış, değerlendirme ve hesaplamalarına göre AK Parti’de kalmalıydı…

Ama öyle olmadı…

31 Mart seçimlerinde Ekrem İmamoğlu aldığı 4 milyon 170 bin 116 oy ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı SEÇİLDİ. Ancak Ak Parti sandıktan çıkan bu tercihi kabul etmedi. İtiraz etti, yeniden sayım yapıldı. Çıkan sonuç, AK Parti’yi yine tatmin etmedi.

Zira ‘en Kıymetli Şehir İstanbul’ başkasına yar olamazdı. İstanbul; Ak Parti’nin adayı 4 milyon 145 bin 708 oy ile seçimi kaybeden Binali Yıldırım’ın olmalıydı. İmamoğlu ile Yıldırım arasındaki 24 bin 408 oy fazlalığı-farkı, yok sayıldı.

Neyse uzatmayalım… Geldiğimiz durum bu. YSK Başkanı Sadi Güven pes etti. Baskılara yenildi. ‘İstanbul seçimi tekrarlanacak’ dedi. Tekrarlanacak, yapacak bir şey yok.

***

Ak Parti ve adayları 2002’den bu yana aldığı her oy, kazandığı her seçim ile daha çok ve cesaretlenmiş, bir taraftan siyaseten çok güçlenirken, diğer taraftan; rant, siyasi ahlaksızlık ve kibrin peşinde koşmuştur.

Lüks; arabalar, konutlar, makamlar ve yaşam.

Milletvekillerinin seçildikleri şehirlerdeki; ekonomi, bürokrasi, ihale, siyasi hamleleri yönetme ve yönetirken de nemalanma alışkanlıkları.

Bakanların bağlantıda olduğu, hatta CEO’luğunu yaptıkları yabancı şirketlerin ürettikleri ürünlerin Türkiye’ye ithalatını yaptıracak, bu ithalatlardan komisyon alacak kadar ileriye gitme cesaretleri.

Özellikle İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden; Sayın Cumhurbaşkanı’na yakın dernek ve vakıflara aktarıldığı iddia edilen paralar.

İddialar çok, yazabilecek, anlatabilecek cesarete sahip kimse yok. Çünkü anında kelepçe bileğinde…

***

Şimdi İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığını başka bir partiye kaptırmama çaba ve hırsının yukarda anlattığım; sosyolojik, psikolojik ve siyasal nedenlerinin dışında birde başka önemli bir nedeni daha var.

Para…

Hani şu uğruna; can alınan, vatan satılan, hainlik yapılabilen güç. Para…

İddialara göre… Ki bu iddiaları artık herkes biliyor, devlet sırrı değil.

Alın size kaynak gösteriyorum işte… Bir yerlerimden uydurmuyorum.

Sözcü, Çiğdem Toker yazmış işte: https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/cigdem-toker/ibbden-vakiflara-hizmet-raporu-3288303/

Evrensel’de yazmış; https://www.evrensel.net/haber/372165/ibbnin-erdogana-yakin-vakiflara-yaptigi-para-yardimlari-ortaya-cikti

Yeni Asya yazmış; https://www.yeniasya.com.tr/gundem/ibb-nin-akp-ye-yakin-vakif-ve-derneklere-yaptigi-para-yardimlari-ne-kadar_491488

Gazete Duvar yazmış; https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2019/04/19/ibb-meclis-uyesi-balyali-yandas-vakiflara-ilce-butcesi-kadar-para-gidiyor/

Otursanız şöyle bir haber sitelerini tarasanız, bu haberleri her medya kuruluşunda, kolayca bulabilirsiniz.

Dedim ya, Devlet sırrı değil.

Sadece bu konuyu; İstanbul seçimini kaybetmenin AK Parti’ye bu kadar çok niye koyduğuna bağlamak, meziyet ister.

***

Türkiye Cumhuriyeti’nin güzel insanı,

AK Parti yandaşı şirket ve şahıslar İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni resmen sağım ineği gibi sağmış, haberin olan. Tabloya bak, gör. Ha görmüyorsan da artık; toplumsal anlamda bizim yapacağımız hiçbir şey yok. Bir tabip den yardım alabilirsin. Zira bu kadar belge, delil varken hala kabul edemiyor, anlayamıyorsan; sana tedavi şart.

Gazeteler, İnternet haber sitleri, youtube kanalları, televizyonlar…vs. Hepsinin iddiasına göre; İstanbul büyükşehir Belediyesi’nin kasasındaki 847 milyon lira, Sayın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdogan‘a yakın olduğu iddia edilen dernek ve vakıflara aktarıldı.

Bu iddia da İstanbul büyükşehir Belediyesi’nin 2018 yılına ait Sivil Toplum Kuruluşu - Okul Yurt Faaliyetleri raporu ile ortaya çıktı.

Raporda İstanbul büyükşehir Belediyesi’nin; vakıf, dernek, okul, ve spor salonlarına yaptığı destekler yer alıyor. Bakıyorsunuz rapora, inceliyorsunuz…Eee salakta değilsiniz, kafanız az buçuk çalışıyor. Yardım yapılan derneklerin, vakıfların hepsinin Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdogan`a yakınlığıyla biliniyor. Birinde oğlu, birinde damadı, diğerinde bir akrabası…

***

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin para aktardığı derneklerin başını TÜRGEV ve TÜGVA çekiyor. TÜGVA`ya belediyeden yapılan yardım 74,3 milyon lira. TÜGVA`nın Yüksek İstişare Kurulunda bilin bakalım kim var? Bilal Erdoğan. Sayın Cumhurbaşkanı’nın oğlu.

Haa… TÜRGEV ve TÜGVA iyi işler yapıyor mu? Yapıyor. Ama bu iyi işler belediyelerden aktarılan paralarla değil, iş adamlarından veya hayırseverlerden toplanılan bağışlarla yapılmalı. Ayrıca belediyelerden aktarılan paraların hangi iyi işler ve hayır işlerine kullanıldığı henüz bilinmiyor. Gerçekten iyi ve hayır işlerine mi kullanıldı, yoksa cukka mı edildi? Bilmiyoruz. Bilmiyorsak bir şey iddia etmeyeceğiz, ama soracağız, sorgulayacağız. Bu paralar hangi işlere, nereye, nasıl ve ne kadar meblağlarla kullanıldı?

İstanbul Büyükşehir’in kasasından TÜRGEV`e akan para 41,1 milyon lira. TÜRGEV`in yönetim kurulunda da tanıdık birçok isim bulunuyor. Sayın Erdoğan’ın kızı, Maliye ve Hazine Bakanı Damat Berat Albayrak’ın eşi Esra Albayrak, İBB eski Başkanı Mevlüt Uysal TÜRGEV'in yönetim kurulunda. Bir Cumhurbaşkanı kızının ve bakan eşinin hayır işlerinin başında olması güzel bir şey tabi. Ama dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal’ın 41,1 milyon lira aktardığı bir derneğin, yönetim kurulunda olması hiç de güzel ve temiz gelmiyor kulağa.

T3 (Türkiye Teknoloji Takımı) ise İBB’den 41,3 milyon lira aldı. Takımın mütevelli heyeti başkanı; Sayın Erdoğan’ın damadı ve yerli İHA üreticisi Baykar Makina’nın Teknik Müdürü Selçuk Bayraktar...

Adını sık sık skandallarla duyuran ve hatta Ak Parti’nin kuruluşunda başı çeken Ensar Vakfı geri kalır mı?

Sağılacak bir inek var ortada. Yapışmak lazım değil mi ineğin memelerine?

O da böyle yapıyor. Ensar Vakfı`na İstanbul Büyükşehir Belediyesinden 28,7 milyon lira…

Sağılacak ineğin memesinden; Bilal Erdoğan`ın mütevelli heyetinde bulunduğu Okçular Vakfı’na, 16,6 lira…

Sağılacak ineğin memesinden;

Panama belgeleriyle adından söz ettiren Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı’na 16,5 milyon lira… Bu vakfın yönetim kurulu başkanı ise İBB eski Başkanı Kadir Topbaş’ın abisi Ahmet Hamdi Topbaş... Vakıf topladığı bağışları, yurt dışındaki off-shore hesabına aktarmasıyla gündeme gelmişti.

İstanbullunun parasına bak…

Derneklere, vakıflara nasıl dağıtılıyor… İstanbullu iyi öğren. Bak paran nerelere gidiyor…

Sağılacak İnek İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden;

15 Temmuz Derneği’ne 7,7 milyon lira, Önder İmam Hatipliler Derneğine 13,2 milyon, Türkiye Maarif Vakfına 26,4 milyon, İlim Yayma Vakfına 9,3 milyon lira …

İstanbullunun parasını gasp edenler say say bitmiyor…

İnsan Vakfı 4,3 milyon

Asitane Vakfı 1,7 milyon

Birlik Vakfı 758 bin

Yeni Dünya Vakfı 1,4 milyon

Dar’ül Fünun İlahiyat Vakfı 2,2 milyon

Enderun Vakfı 726 bin lira.

Peki bu kadar parayı derneklere vakıflara hortumlayan İBB, İstanbul da ki okullara ne kadar yardım etti dersiniz?

Sadece; 99 milyon lira…

Yani İstanbullunun parasını, İstanbullu ya ve İstanbul’a, İstanbul eğitim sektörüne, hizmet sektörüne kullanması gereken İBB, AK Parti’nin etrafında pervane dönen dernek ve vakıfları besledi.

Peki size göre; bütçesi ile semirmiş bu sağılacak ineği, altın yumurtlayan tavuğu başka bir siyasi görüşün eline bırakırlar mı?

Değirmenin suyunun kesilmesine müsaade ederler mi?

İstanbul Büyükşehir Belediye binasının ta ortağa göbeğine ‘T.C’ ibaresinin yeniden koyulmasına izin verirler mi?

YSK Başkanı Sadi Güven ve 11 YSK Üyesine görevlerini; hak-hukuk-adalet çerçevesinde yapmasına izin verirler mi?

Cevap?

Efendim? Duyamadım….

***

Ben YSK başkanı Sadi Güven’e gerçekten çok acıyorum ve üzülüyorum. İşi çok zor. Hak-Hukuk- adaletten yana olsa Sayın Cumhurbaşkanı ve Ak Parti’den zılgıt yiyecek, azarlanacak, hakaret işitecek veya görevinden alınacak. Hak-Hukuk- adaletten yana olmasa Türkiye Cumhuriyeti Halkı’nın gözünden düşecek.

Zaten düştü de…

Sadi Güven Sayın Cumhurbaşkanı’nın emir kuludur. O televizyonlarda, gazetelerde çıkıp esip gürlemelerine bakmayın. Onlar ‘kamuoyuna hak-hukuk-adalet göstergesi’ göstermelik hareketler.

Bu ülkenin tek yöneticisi, kendisinin de emellediği gibi Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Bu nedenle Sayın Sadi Güven İstifa etsin. O’nun işgal ettiği koltuğun sahibi de, nasıl olsa Sayın Cumhurbaşkanı. Ne gerek var ki Sayın Sadi Güven’e. Gitsin; ‘iki lokma aşım, ağrısız başım…’ emekliliğinin tadını çıkarsın. Stressiz, günahsız, vebalsiz yaşasın.

Değil mi?

Yaaa, işte böyle Türkiyem… Ahval bundan ibaret…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.